O an farkında değildim ama
babam o sıralar askerdeydi. Sanırım 3 ya da 4 yaşlarındaydım. Anneme geceleri
hep aynı masalları bıkmadan usanmadan anlattırdığımız hatırlıyorum. Özellikle
civciv masalına bayılırdık. Masal civcivin ayağına diken batması ile başlar
düğünden gelini kaçırmasıyla da biterdi.
Hep beraber aynı odada uyumaya çalışırken
kudurmalarımız ve kıkırtılarımız olurdu, perdenin hareketlerinden de
ürperdiğimi hatırlıyorum. Üzgünüm Didem ama sen henüz meyvede vitamindin.
Misafir odasında duvarda aslılı duran küçük bir
nalın vardı, annem dokunmamıza izin vermediği için fırsat kollar, nalını
ayağıma geçirmeye çalışırdım. Meğer o nalın bir termometreymiş, şimdi nerede
kim bilir.
Kırmızı beyaz plastik bir darbukam vardı, bir
tabure gibi üzerine oturduğumu hatırlıyorum. Beyaz plastikten kuzularım, küçük
bakır kovalarım vardı. Bir de ziller vardı tabi, koyunların boynuna asılan
zillerden, nereden niçin gelmiş bilmem.
Nadir de olsa anneannemlere giderdik. Orası bizim
için keşfedilmesi gereken gizli bir ülke gibiydi. Raflarda olan biteni ölesiye
merak ederdik. Özellikle teyzeme ait kısım hazine değerindeydi.
Ekmek fırını hemen evin altında olduğu için,
sofrada tırnaklı pideler hep sıcacık ve çıtır çıtır olurdu. Antep peyniri ve
rahmetli dedemin bin bir özenle seçtiği siyah buruşuk zeytinler. Antep
peynirini sıcacık ekmeğe sarar yanında da zeytini dişlerdim. Çay bile başka
olurdu. Hepsinin kokusu ve tadını dün gibi hatırlıyorum. Hiç bir lezzetin de
onların yerine geçebileceğini zannetmiyorum.
Yine böyle bir anneanne ziyaretinde, ben
hatırlamıyorum ama annemin dediğine göre, büyük bir vukuatım olmuş.
Annem becerikli ve hamarat bir kadın olduğu için
elbiselerimizi kendisi dikerdi. Çok yakıştığı ve leke tutmadığı için olsa gerek
yine kendisinin diktiği bir elbiseyi yıkayıp sıkıp bana takıyormuş. Artık ruhum
nasıl daraldıysa bundan, anneannemlerde, küçük oda dedikleri yer vardı, hıh
işte orada, elime geçirdiğim bir makasla elbise üzerimdeyken, doğramışım bir
güzel. Annem durumu görünce şoka girmiş tabi, " Neden yaptın kızım?!"
diyebilmiş. Ben de cevap hazır tabi, " Ama şen de bana hep bunu
giydiriyosun!"
İnsan yedisinde neyse yetmişinde o derler hala da
sevmem sık sık aynı elbiseyi giymeyi :)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder